16 Aralık 2013 Pazartesi



10. Sayı, Giriş Yazısı

Edebiyat bir meydandır.
Alfabe duvar.
Velespit bir meydandır.

Bunu üç kere kendimize söyledik. İnanması güç. Biz kim oluyorduk da alanları işgal ediyorduk? Kendimize saçma sapan rumuzlar bulurken bile cesaretsizdik. Bir sokağa isim vermek. Bir meydanı adlandırmak. Bir kavgayı benimsemeye çalışmak. Ne kadar sebat edecektik? Nasıl sürdürecektik? Hiç bilmedik. Yüksek sesle temrine devam etmeliydik.

Hiç bir meydandır.

Yine de acemiydik. Düştük. “Havaya çizilen bir dünya”nın tam ortasına. Ve boğuştuk önceki tüm meydanlarla. İlham aldık, kan verdik. Yılmadık. Şunu gayet iyi biliyoruz. Edebiyat meydanının haritası, alfabenin rutubetinde gizli. Bu iç içe geçmişlik sizi şaşırtmasın.

Bugünlerde alfabe, edebiyatı işgal etmeye çalışıyor. Anlatı, kendi meydanını kurarken devlete kanıyor. Oysa kendi sokağına, kendi ad koymalı. Barikat şart. Ama dikkat. Bu meydanda yazar polis.

Aslında ne diyecektik? Nereden geldik buraya? Biz hiç Abidin’le meydanlardan konuşmuş muyduk? “Meydanda fırdönen Celalettin’den?”

Tam da onu diyoruz:

Alfabe duvarına, meydanların haritasını çizememek.

Biz, yani Velespit, bunu pek hoş buluyoruz.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder